Yazılım dünyasında, bir dili öğrenmeye başlayan herkesin ilk yazdığı satır bellidir: console.log("Hello World");.
Bu basit kod satırı, sadece siyah bir terminal ekranına beyaz harfler yazdırmak değildir. Bu, dijital evrene gönderilen sessiz ama güçlü bir sinyaldir: “Ben buradayım, sistem çalışıyor ve üretmeye hazırım.”
Yıllardır yüzlerce satır kod yazdım, onlarca proje tamamladım. Ancak bugün, tıpkı o ilk günkü heyecanla, ama bu sefer çok daha büyük bir tecrübeyle kendi hayatımın terminaline o komutu tekrar giriyorum. Bugün, sadece yeni bir fonksiyonu değil; kariyerimi, hedeflerimi ve hayatımı yeniden derliyorum (re-compile ediyorum).
Bu blog yazısı; kurumsal dünyanın güvenli sandığımız limanlarından ayrılışımın, hayatımın en büyük “commit”i olan evliliğimin ve KamilKO olarak kendi markamı inşa etme sürecimin hikayesidir.
Yazılımcılar iyi bilir; kodun akışını durdurup değişkenleri kontrol etmek, hatanın nerede olduğunu anlamak için “Breakpoint” (Kırılma Noktası) koyarız. Hayat bazen bizim iznimiz olmadan o breakpoint’i koyabiliyor.
Yakın zamanda, uzun süredir içinde bulunduğum kurumsal hayatla yollarımız ayrıldı. Dürüst olmak gerekirse, 2026 hedeflerim ve roadmap‘im içinde bu kadar ani bir “shutdown” (kapanış) yoktu. İlk anın şokuyla insan, hayatın akışı içinde büyük bir hata (bug) oluştuğunu, sistemin çöktüğünü sanabiliyor. “Neden ben?”, “Şimdi ne olacak?” soruları zihnimde sonsuz bir döngüye girebilirdi.
Ancak kodu incelediğimde fark ettim ki; bu bir hata değil, sistemin beni bir üst sürüme güncellemek için yaptığı zorunlu bir yeniden başlatma işlemiymiş.
Kurumsal hayatta unvanlarınız vardır. “Senior Developer”, “Team Lead” veya “Manager”… Bu unvanlar sizi korur, size bir kimlik verir. Ancak bu aynı zamanda bir kafestir. Yıllardır başkalarının projelerinde sabahladığımı, başkalarının hayallerini kodladığımı, başkalarının KPI’larını tutturmak için efor sarf ettiğimi fark ettim.
İşsiz kalmak, evet, ilk bakışta korkutucu. Özellikle ekonomik belirsizliklerin olduğu dönemlerde. Ama madalyonun diğer yüzünde müthiş bir özgürlük parlıyor. O güvenli ofis duvarları yıkıldığında, geriye sadece siz ve yetenekleriniz kalıyor. Kendime şu soruyu sormam için gereken o sert itiş gücü belki de buydu: “Unvanları bir kenara bırak Kamil. Sen gerçekten neler yapabilirsin?”
Şimdi bu sorunun cevabını, kendi kurallarımla verdiğim bir döneme giriyorum.
Tam da bu kariyer kaosunun, belirsizliğin ve “yeniden yapılanma”nın ortasında, hayatımın en güzel ve en büyük “commit”ini yaptım: Evlendim.
Dışarıdan bakan bir göz için bu, “risk yönetimi” açısından çılgınca görünebilir. “İşten ayrıldın ve hemen evlendin mi? Nasıl geçineceksiniz?” sorularını duyar gibiyim. Toplumun genel geçer algoritmasına göre; evlilik “düzenli maaş”, “sigorta” ve “sabit iş” gerektirir.
Ancak bu süreç bana, üniversitede veya ofislerde öğretilmeyen çok kritik bir ders verdi:
“Gerçek güvenli liman, her ayın başında banka hesabına yatan sabit maaş değilmiş; insanın kendi yeteneklerine, emeğine ve yol arkadaşına duyduğu güvenmiş.”
Yeni bir ev, yeni bir hayat arkadaşı ve omuzlarımda tatlı, motive edici bir sorumluluk var artık. Eşimin desteği ve kurduğumuz yuvanın enerjisi, benim için en güçlü “framework” (çatı) oldu. Eskiden sadece kendim için kod yazardım, şimdi ortak geleceğimiz için inşa ediyorum. Bu motivasyon, hiçbir proje yöneticisinin baskısıyla kıyaslanamaz.
Şimdi hem yeni kurduğum ailemin huzuruyla hem de yılların getirdiği profesyonel “Web & Mobil Geliştirme” tecrübesiyle, kendi işimin başındayım.
Bu web sitesini (ve şu an okuduğunuz bu blogu), sadece “Bana iş verin” demek için açılmış statik bir portfolyo olarak görmeyin. Burası benim dijital dünyadaki yeni ofisim, atölyem ve laboratuvarım.
Bir Freelance Full Stack Developer ve Dijital Danışman olarak, sadece kod teslim edip giden biri değil, iş ortaklarının projelerini sahiplenen bir çözüm ortağı olmayı hedefliyorum. Peki, bu platformda ve çalışma prensiplerimde neler bulacaksınız?
Bir fikriniz var ama nasıl hayata geçeceğini bilmiyor musunuz? Veya mevcut siteniz artık size müşteri kaybettirmeye mi başladı?
Modern Teknolojiler: React, Next.js, Node.js veya WordPress… Projenin ihtiyacına en uygun, en hızlı ve en ölçeklenebilir teknolojiyi seçiyorum.
Kullanıcı Deneyimi (UX): Sadece çalışan değil, kullanıcının sevdiği ve rahat kullandığı arayüzler tasarlıyorum.
Mobil Öncelikli: Dünyanın %60’ından fazlası mobilde. Projelerinizin her cihazda kusursuz görünmesini sağlıyorum.
Web sitesini yapmak işin sadece %50’sidir. Geri kalan %50, o sitenin insanlar tarafından bulunabilmesidir.
“Sadece kodu yazdım bitti” demiyorum. Projeyi teslim ettikten sonra da Google’da nasıl üst sıralara çıkacağınızı, teknik SEO eksiklerinizi ve içerik stratejilerinizi planlıyorum.
Aylık danışmanlıklarla, dijital varlıklarınızın sürekli güncel ve rekabetçi kalmasını sağlıyorum.
Bu blogda şeffaflığı esas alacağım. Buna globalde “Build in Public” (Göz önünde inşa etmek) deniyor.
Teknik Notlar: Bazen React Native’de karşılaştığım inatçı bir sorunu nasıl çözdüğümü anlatacağım.
Sektörel Analizler: “Web sitesi mi Mobil Uygulama mı?” gibi müşterilerin en çok takıldığı sorulara rehber niteliğinde cevaplar vereceğim.
Freelance Günlükleri: Yeni evli ve evden çalışan bir yazılımcının zaman yönetimi, müşteri ilişkileri ve motivasyon süreçlerini samimiyetle paylaşacağım.
Kurumsal hayatın süslü kartvizitleri, “Senior Manager” title’ları geride kaldı. Artık hiyerarşi yok, prosedürler yok. Sadece Kamil, tecrübesi ve çözüm odaklı yaklaşımı var.
Bu yeni dönemde;
Eğer hayata geçirmek istediğiniz bir Startup fikriniz varsa,
İşletmenizi dijital dünyada büyütmek isteyen bir KOBİ sahibiyseniz,
Ya da sadece bir kahve eşliğinde sektör hakkında sohbet etmek isterseniz,
Ben buradayım. “İletişim” sayfasına tıklayarak veya sosyal medya hesaplarımdan bana ulaşabilirsiniz.
Birlikte harika işler çıkaracağız. Takipte kalın, console.log yeni başladı!